ANTROPOSEN
- tulay samlioglu

- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
Antroposen Çağı ve 'antroposen'
Tülay Şamlıoğlu, Dr
Bu bölüm TNUM25 - KENTSEL MORFOLOJİ KONGRESİ KİTABI'nda yer alan "ANTROPOSEN ÇAĞI'NDA YIKIMIN BOŞLUĞU" adlı çalışmanın, "3. Kavramsal Çerçeve / 3.1. Antroposen Çağı ve antroposen" adlı bölümüne aittir. Çalışmanın tamamına link üzerinden ulaşabilirsiniz. Çalışmanın referansı aşağıda yer almaktadır.
Antroposen Çağı; insanoğlunun yeryüzü ile olan ilişkisel durumu ve yaşadığı evreni şekillendirmedeki rolünün yıkıcı etkilerini, zamansallık düzleminden ifade etmeye çalışmaktadır. Antroposen kavramı, etimolojik olarak Yunanca ‘anthropos’ (human, insan) ve ‘kainos’ (new, yeni) kelimelerinden türetilmiş, ‘cene’ ise (recent / son döneme ait) zaman belirletici eklemlenen bir köktür (Peters, 2012 akt. Polat ve Kahraman, 2021).
Kavramın bağlamına dair ilk ipuçları; 1924’te Chardin ve Roy tarafından, insanlığın beyin gücü ile ulaşacağı noktada kendi geleceğini ve çevresini şekillendirici bir güç olduğunu ifade eden ‘noosfer’ kavramı, 1926’da jeolog Vemadsky’nin insanın çevre üzerindeki etkisini betimlemesi, 1873’te jeolog Stoppani’nin insanın evrenin her noktasına ulaşan, şekillendirici yeni bir yersel güç olduğu aktarması, 1964’te Marsh’ın ‘Man and Nature’ adıyla basılan ve ardından 1974’te 'The Earth as Modified by Human Action’ olarak yinelenen çalışmasıyla gündeme gelmiştir (Crutzen ve Stoermer, 2000).
Nobel ödüllü bilim insanı Crutzen ile popülerleşen kavram, öncelikle jeoloji ve ekolojide insanlığın merkezi rolüne ve etkilerine dikkat çekmek istemiştir (Carey, 2016). İnsanoğlunun yaşamsal süreci boyunca eylemlerinin, dünyaya verdiği kümülatif zararın sonucu olarak Holosen Çağı sona erip, artık evrenin insan merkezli, insan gücü tarafından dönüştürülen yeni bir döngüye girdiği ileri sürülmüştür (Crutzen ve Stoermer, 2000). Bu yeni çağ insan öncelikli, insan merkezli bir çağdır. Doğa-toplum ikiliğinde, insanın baskın güç olarak öne çıkıp, eylemlerinin dünyanın fiziksel süreçlerini etkileyen bir güç haline geldiği ve bu anlayışın dünyada dönüştürücü süreçlere neden olduğunu ifade edilmektedir (Crutzen ve Stoermer, 2000). Crutzen ve Stoermer’in (2000) buradaki temel dayanağı çevresel ve ekolojik değişimlerin dikkat çekici grafiklere ulaşmış olmasıdır.
Özellikle Sanayi Devrimi ile başlayan; kentleşme hızı, endüstriyel üretim, enerji ve fosil yakıt kullanımındaki artışlar ve insan nüfusundaki yükseliş vb faktörler, süreci hızlandıran önemli etkenler olarak görülmektedir (Crutzen 2006). Crutzen, 18. yüzyıl sonrası gelişmelerin, özellikle fosil yakıtlar, gaz ve petrol kullanımının sadece toplumsal gelişmelere değil, aynı zamanda gezegenin atmosferik yapısındaki değişime de sebep olduğunu ifade etmiştir (Barla, 2018).
Antroposenin en önemli vurgularından biri; insan merkezciliğin yükselişi olarak ele alınabilir. Antroposentrik süreci başlatan kök sosyal dinamiklere bakıldığında; insanın merkeze alınışının başlangıcı olarak Rönesans’a dahi gidilebilir. Rönesans’ta insan merkezci bir bakış açısı hakim olmuş, bilim-matbaa, keşifler, kıtalararası ticaret vb olgular insanın evresel hareketliliğini desteklemiş, tüm gelişmeler insanı merkeze almıştır. Fakat insan henüz yaşadığı evrenle yokedici düzeyde bir ilişki içerisinde değildir. Crutzen, 18. yüzyılda Sanayi Devrimi ile süregelen gelişmelerin, insanın doğa ve yeryüzüne etkisini farkedilir boyutlara taşıdığını ifade etmiştir (bkz. Şekil 1). Buna karşın, kimi bilimsel çevreler ise antroposentrik sürecin başlangıcı olarak; major artışların görüldüğü, 20. yüzyılın ortaları olarak bilinen Büyük Hızlanma’ya işaret etmektedir (Carey, 2016).

Şekil.1 Sosyal, kültürel, tarihsel katmanlar ve değişimleri imleyen zamansal göstergeler.
Sanayi Devrimi sonrası bir diğer kırılma noktası olarak ifade edilen Büyük Hızlanma, antroposenik yıkımı parabolik olarak hızlandıran gelişmelere sahip olmuştur. Nüfus artışı ve doğal kaynakların tüketimi, küresel ısınma, iklim ve çevresel krizler, karbon salınımındaki hızlı artış, neoliberal politikaların sonucu hareketliliğin artışı ve tüketim hızındaki artış, popülizmin güçlenmesi, eşitsizlikler, göçler, atık krizi ve karbon salınımı gibi durumlar sosyal ve çevresel dengeyi bozmuş, evreni önü alınmaz bir kaosa doğru itmiştir (URL-1,2). Bununla birlikte dijitalleşmenin yaşam ve ekonomik alanlarda yarattığı değişimler, yapay zekanın katılımı, sosyal yaşam ve ekonomi üzerinde dönüştürücü değişimler yaratmış, global hareketlilik artarken, çevresel yıkım da artmıştır. Böylece 21. yüzyılın başlarında Crutzen ve arkadaşları tarafından ele alınarak popülerleşen antroposen, jeoloji alanından sosyal bilimlere geniş bir çevrede yankı bulmuş aynı zamanda bilimsel çevrelerde de farklı tartışmalara sebep olmuştur. Örneğin; Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nden jeolog Finney, kavramın bir jeolojik terim olmaktan ziyade Neolitik Çağ gibi daha çok kültürel bir terim olarak kullanılmasını savunurken, Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Gibbard, jeologların terimi resmi olarak kabul etmesinin politik çıkarımları olabileceğini işaret etmiştir (Carey, 2016).
Antroposenin temel dinamiğini oluşturan insanı Zizek (2012); modern sosyal ve bilimsel gelişme sonrası sadece türlerden bir tür değil, aynı zamanda doğal koşullardan biri olarak değerlendirmiştir. Yine Chakrabarty (2009) de; insanın, yerküreyi dönüştürücü kuvvetlerden, jeolojik etmenlerden biri haline geldiğini ifade etmiştir. Tarihsel süreç içerisinde; insanoğlunun bireysel eylemlerindeki değişimin, artık kümülatif, dönüştürücü bir rol alması ve evrene baskı kurması, Spinoza’nın güç tematiği bağlamında; kuvvetlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bileşik bedenler önermesine de atıf yapmaktadır (Clark, 2017; Spinoza, 1985). Spinoza; bu uyumlu ilişkiliğin bireyin etkin gücünü artıran bir durumuna işaret eder, fakat nihayetinde bu kümülatif etkiler doğru yönlendiğinde bir değer yaratabilmektedir. Aksi takdirde dünya ve ekosistem bu bileşik bedenlerin otoritesine direnmekte, insanın yıkıcı gücüyle karşı karşıya gelmektedir.
UYARI :
BU BÖLÜM REFERANSI AŞAĞIDA BELİRTİLMİŞ OLAN, TNUM25- KENTSEL MORFOLOJİ KONGRESİ KİTAPÇIĞI'NDA YER ALAN ANTROPOSEN ÇAĞI'NDA YIKIMIN BOŞLUĞU ADLI BİLDİRİDEN ALINTIDIR ! MAKALENİN TAMAMI VE METİN İÇİ REFERANSLAR İÇİN LÜTFEN MAKALEYE AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ULAŞINIZ.
Şamlıoğlu, T. (2026). Antroposen Çağı’nda Yıkımın Boşluğu. Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı, (2025),
177–192. ISBN : 978-605-2271-82-7
Publisher: Karadeniz Teknik Üniversitesi Yayınları
Page numbers: 177-192
Antroposen Çağı'nda Yıkımın Boşluğu adlı makaleye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
